Anonim asked: iyi oluyo böyle tanımadığın birine yazmak her seferinde başkası olur insan

Anonimi açmamı mı bekliyordunuz acep diye bi’ düşünmüyor değilim. Belki ben fazla kuruntuluyum, kim bilir? Son olarak, ne demiş Tarkan ağabeyimiz? Başkası olma kendin ol, böyle çok daha güzelsin.

Bence de ben gideyim. İyi geceler anonim.

O zaman.

Anonim asked: çok uzun oldu bu gece sanki, kasvetten mi ki?

Belki de. Aslında bi’ uyuyabilsek -en azından bugünlük- her şey düzelecek, ah bi’ uyuyabilsek.

“Bu kadarı da fazla!” dersin ya
Değil!
Daha fazlası
Çokdahafazlasıvar
Hayatın elinde.

Çok daha acısı
ve kırığı bir sürü.
Bir sürü yalanı var.
Ne varsa hep fazlası var.
Mutluluk yok sade,
Huzur yok.

Var mı?
Varsa, nerede?
Yoksa, niye?
Sorular çok,
Sorunlarbüyük
Gece ise
u p u z u n.

gri

Uykum yok, düşlerim yok.

Kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlara geldik yine sayın seyirciler. Kalbin unufak olduğu, olanlara artık hayret bile edemediğimiz, hayal kırıklıklarının en az kağıt kesikleri kadar acıttığı saatler bunlar. Gözlerde bir gram uykunun olmadığı, nefes almanın zorlaştığı, konuşamadığımız vakitler. Koş abla! Sen de gel. Tükenmeden al. 

Bu kadarı da fazla dersin de asla o kadarla yetinmez ya hayat, heh işte, aynen öyle. Aynen öyle vakitler. 

Başım da tuttu.

Uzaktaki şey ona yaklaştıkça yakınlaşır ya, hani flu olan şey netleşir gitgide, heh, o bende öyle değil. O uzaktaki son ona yaklaştıkça yakınlaşacağına daha da bulanıyor. Bulanıklaşıyor, flulaşıyor. Her işim ters, her işim muğlak, her işim, iş gibi değil. Başım da zonkluyor.

İçimdeki bütün uçurtmaların ipleri koptu ve hepsi havaya savruldu.

—Buket Uzuner, Kumral Ada Mavi Tuna

Yorgundu. Yorgun olan ruhuydu. Omuzları da feci acıyordu. Belki de bütün dünyanın yükünü omuzlarında taşımaktan, hiç gelmeyecek olanı beklemekten ya da sadece deli yatmaktan, kulunçtan.

Her gün aynı şeyleri yaşamaktan yorgundu. Ruh halinin değişmesinden sürekli. Hiçbir duygunun tam olarak içinde yer edememesinden. Yarım yaşamaktan. Yarım kaldığından, bırakıldığından?

Yorgundu. Ruhu ağırdı. Ağrırdı ruhu. Kalbi çarpmaz, nefes alamazdı. Yarım kalmıştı. Yarısı alınmıştı. Yarası derindi. Di’li geçmiş zaman kipiyle dikilmişti yaraları.

Acısı büyük, yazısı kötü, şimdi’si yitik.

Benim terk-i mekânım gelmiş. Çekip gidesim gelmiş bu yalan dünyadan, önüme çıkıp duran bu sahte yüzlerden.

Hiç sevmediğin, çıkar çıkmaz kanalı değiştirdiğin şarkıların sözlerinin bilinçaltında ok gibi saplı durması gerçeğini de çıkışta bi’ tenhada dövelim artık. Yetti canıma.

Gitti mi kafalar?
-Hı hı.